Gönderen Konu: Yer Kabuğunun Malzemesi  (Okunma sayısı 1761 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Leyl-i Lal

  • VIP Üye
  • *******
  • İleti: 2829
  • Karizma 492
  • Cinsiyet: Bayan
  • !! Por Dios !! Pudor..!!
Yer Kabuğunun Malzemesi
« : 16 Eylül 2008 22:38:44 »
Yeryuvarının kabuğu kayalardan meydana gelmektedir. Jeomorfoloji açısından kayaların incelenmesi, birçok açıdan önemlidir. Yer şekillerinin meydana gelişi ve evrimleri Üzerinde kayaların mekanik (direnç, geçirimlilik ve su tutma, genişleme katsayısı v.b.) ve kimyasal özellikleri (bileşimleri, erime dereceleri, unsurlar arasındaki bağın kolayca çözülüp çözülememesi v.b.) doğrudan veya dolaylı olarak derin etkiler yapar. Diğer taraftan, çeşitli kayaların oluşum şartları, bulunuş durumları ve diğer kayalarla ilişkileri topografya ile ilgili problemlerin çözülmesine yardım eden kıymetli anahtarlar sağlarlar.
Kayalar kökenlerine göre üç büyük grup halinde toplanırlar: a. Mağmatik Kayalar; b. Tortul Kayalar; c. Metamorfik Kayalar. Bütün bu gruplardaki kayalar, minerallerin bir araya gelmesi ile oluşmuşlardır. Ancak saf kalker, mermer, peridotit, piroksenit ve hornblendit gibi kayalar yalnız bir çeşit mineralden oluşmuşlardır ve bu bakımdan bir ayrıcalık oluştururlar.


Mineraller

Doğada atomlar bir araya gelerek mineralleri oluştururlar. Mineraller şu üç temel özelliğe sahiptirler:
1. Kristal yapılı doğal oluşuklardır.
2. inorganik bileşiklerdir.
3. Çok az değişen belli bir kimyasal bileşim ve fiziksel özelliğe sahiptirler.

Bir bileşiğin mineral olabilmesi için, bu üç özelliği bir arada göstermesi lazımdır. Bu özelliklere göre mineral şöyle tanımlanabilir. Mineral, doğal olarak oluşmuş ve çok az değişebilen belli bir kimyasal bileşim ve fiziksel özelliklere sahip, kristal, inorganik bileşiklere denir. Mineraller, kristalin bileşiklerdir. Yani cam gibi çok hızlı soğumuş olan amorf bileşiklerin aksine, düzenli bir iç yapıya sahiptirler. Kristal, düzenli iç yapılarını dışa vuran, dolayısıyle düzgün yüzeylerle kuşatılmış katı parçacıklardır. Kristal ve kristalin sözcükleri anlam bakımından farklıdır. Bu farkı şu ifadede görmek mümkündür. Tüm mineraller kristalindir, ama geometrik kristal şeklinde olmaları zorunluluğu yoktur.

Mineral gruplar doğal olarak kayaları oluşturur. Kayalar, yerkabuğunun temel katı kısımlarıdır. Kayaların tümü, tamamen minerallerden oluşmayabilir. Yani kayaların bazıları kristalin olmayan materyali de içerebilirler. Özellikle çok çabuk soğumuş olan volkanik kayalar, kristalin olmayan amorf materyalden ibarettir. Soğuma, biraz daha yavaş ise o taktirde kaya kristalin ve amorf materyali bir arada içerir. Soğumanın çok yavaş olduğu hallerde ise kaya, tamamen kristalin materyalden oluşur.

Yerkabuğunun ağırlıkça % 99'unu sekiz elementin oluşturur. Bu temel 8 element, çeşitli kombinasyonlar halinde bir araya gelerek mineralleri, mineraller de kayaları oluşturmaktadır. Dolayısıyla, kaya ve mineralleri tanıyıp anlayabilmek için daha fazla elementi tanıma zorunluluğu yoktur. Kayaların hacimce % 90'nını oksijen oluşturur. Çünkü oksijen atomları (iyonları) diğerlerine kıyasla büyüktür. Bu temel yapı taşı ile birlikte, az miktarda fakat çok sayıdaki diğer elementlerin çeşitli kombinasyonları sonucu bugün keşfedilmiş 2000'i aşkın mineral çeşidi ortaya çıkmaktadır. Ancak bunlardan 20'si yaygın olan minerallerdir. Hatta bunlardan da sadece 10'u tüm minerallerin % 90'ını oluşturur.

Minerallerin strüktürlerinin anlaşılmasında temel husus, minerali oluşturan atomların (daha doğrusu iyonların) bir araya gelme veya diğer iyonların, oksijen iyonlarına uyma şeklinin kavranmasıdır. Yani diğer iyonları oksijen atomu ile uyumlu bir biçimde ve bir model içerisinde düzenlenmesi kristal şekillerini ortaya çıkarır.
MİNERALLERİN ÖZELLİKLERİ

Mineraller karakteristik özellikleri olan ve bileşimleri belirli bir kimyasal formül ile açıklanabilen maddelerdir. Minerallerin çoğu birden fazla elementten meydana gelir. Ancak Altın, gümüş, elmas ve kömür gibi bazı mineraller tek bir elementten oluşmaktadır. Mineraller belirgin özelliklerine göre açıklanır ve sınıflandırılırlar. Bunların başında kimyasal bileşim gelir. Bununla birlikte, bileşimi sabit olan mineral azdır. Çoğunluğunun bileşimi belirli sınırlar içerisinde değişir. Fakat buna rağmen, yinede belirgin bir formülle ifade edilebilirler

1. Kristal şekli:
Mineraller genellikle kristal şeklinde bulunurlar. Bu durumda, mineralin bileşiminde bulunan atomlar belirli bir düzene göre sıralanmışlardır. Opal gibi bazı mineraller ise belirli bir şekle sahip değildirler. Bu tür mineraller amorf mineraller olarak isimlendirilirler.


Kristal şekilleri, eksen sistemleri veya kristal sistemlerine göre 6 grupta toplanmışlardır. Ayrıca her grupta, kristallerin simetri durumlarına göre çeşitli alt gruplar bulunur. Bunlara kristal sınıfı denir. 32 adet ana kristal sınıfı vardır.

1.1. İzometrik sistem (kübik sistem):Kristal basit şekliyle küpten müteşekkildir. 3 eksen de birbirine eşit ve diktir. Örnek: Pirit, galen, kayatuzu, grenat, manyetit, fluorit kristalleri.

1.2. Tetragonal sistem:Kristal, basit şekliyle tabanı kare olan bir dik prizma şeklindedir. Bayağı eksenler birbirine eşit, baş eksen farklı uzunluktadır. Hepsi birbirine diktir. Örnek : Zirkon, rutil, kalkopirit kiristalleri.

1.3. Heksagonal sistem: Kristal, basit şekliyle tabanı altıgen olan bir dik prizma şeklindedir. Bayağı eksenler 3 tane olup birbirine eşittir ve 60° lik açılarla kesişir. Baş eksen bunlara dik ve farklı uzunluktadır. Örnek: Kuvars, kalsit, dolomit, hematit kristalleri.

1.4. Ortorombik sistem:Kristal, basit şekliyle tabanı dikdörtgen olan bir dik prizma şeklindedir. Üç eksen birbirine dik fakat farklı uzunluktadır. Örnek: Topaz, olivin, aragonit, anhidrit, götit, antimonit, barit kristalleri.

1.5. Monoklinal sistem:Üç eksen de farklı uzunluktadır. Bunlardan ikisi birbirine diktir. Üçüncüsü, bunların biriyle dik, diğeriyle dik olmayan açılarla kesişir. Örnek: Amfibol, piroksen, mika, kil, ortoklaz, jips, volframit kristalleri.

1.6. Triklinal sistem:Üç eksen de farklı uzunluktadır ve birbirleriyle dik olmayan açılarla kesişir. Örnek: Plajyoklaz kristali.

2. Sertlik:
Her mineral aynı sertlikte değildir. Çok sert olardan bulunduğu gibi (elmas) yumuşak olanları (talk, grafit) da vardır. Minerallerin sertliği sclerometre denilen alet vasıtasıyla tayin edilir. Pratikte mineraller sertlik derecelerine göre 10'a ayrılmışlardır. 1822 yılında Alman mineral bilimcisi Friedrich Mohs tarafından yapılan bu ayırım Mohs skalası olarak bilinir. Burada sertlik derecesi 1'den 10'a doğru artar. Sertliği 1 olan mineraller en yumuşak, 10 olan mineraller ise, en sert olan minerallerdir.

3. Dilinim:
Bazı mineraller bileşimlerinde bulunan moleküllerin oluşturduğu yapıya göre belirli yüzeyler boyunca ve belirli yönlerde dilinirler. Bu özellik minerallerin tanınmasına yardımcı olur.


4. Kırık yüzeyi:
Minerallerin kırık yüzeyleri konkoidal (kuvars'ta), pürüzlü (arsenopirit'de), topraksı (kil'de) ve lifli (asbest'te) gibi çeşitli şekiller gösterirler.

5. Renk:
Minerallerin tanınmasında yardımcı olan bir diğer özelliktir. Fakat karışık maddelerin sebep olduğu renk değişiklikleri nedeniyle bu yolla mineral tanımada çok dikkatli olmak gerekir. Değişik renklerde olabilen minerallere allokromatik mineraller adı verilir. Örneğin kuvars kristali genellikle renksiz olduğu halde katışık maddeler yüzünden mor (ametist), sarı (sitrin), pembe ve beyaz renkli de olabilir. Buna karşılık daima kendi renginde bulunan minerallere idyokromatik mineraller denir.

6. Çizgi rengi:
Bazı minerallerin çizgi renkleri yüzey renklerinden farklıdır. Çizgi rengi minerallerin toz halindeki renklerine tekabül eder. Bu durum onların tanınmasına yarar. Örneğin bazı hematit mineralleri parlak siyah renkte oldukları halde çizgi renkleri kızıl kahverengidir. Bunun gibi kalkopirit minerali altın şansı renginde olduğu halde çizgi rengi yeşilimsi siyahtır.

7. Parıltı:
Mineraller, yüzeylerine düşen ışığın tutulması, yansıması ve kırılmasına bağlı olarak değişik parıltıda olurlar. Parlak, donuk, madeni, inci gibi, ipek gibi, yağlı başlıca parıltı çeşitleridir.

8.Özgül ağırlık:
Minerallerin özgül ağırlıkları da değişiktir ve tanınmada yardımcı olur. Aşağıda bazı minerallerin ortalama özgül ağırlıkları verilmiştir.

.Mıknatıs özelliği:
Bazı mineraller mıknatıslıdır. Manyetit doğal bir mıknansdır.

10.Radyoaktivite:
İçlerinde çok az miktarda uranyum, toryum gibi radyoaktif elementler bulunan mineraller radyoaktiftirler. Minerallerin radyoaktif özellik göstermelerinde uranyum ve toryuma oranla çok daha düşük oranda olmak üzere potasyum ve rubidyumun da rolleri vardır.


Kayaçlar

Kayaçlar su, gaz ve organik varlıkların dışında yerkabuğunu meydana getiren unsurlardır. Yol yarmaları, maden ocakları ve taş ocakları gibi yerlerle, toprak veya enkaz örtüsünden yoksun topografya yüzeylerinde mostralarına rastladığımız kayaçlar, yer şekillerinin oluşum ve gelişimlerinde rol oynayan önemli etmenlerden biridir. Onların fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki farklılıklar yer şekillerinin de farklı olmalarına sebep olur. Çünkü bu özellikler, kayaçların, aşındırma etmen ve süreçlerine karşı dayanıklı veya dayanıksız olmalarını tayin eder. Örneğin kalker ve jips gibi eriyebilen kayaçların bulunduğu sahalarda lapya, dolin, uvala gibi özel yer şekilleri oluşmaktadır. Genel olarak, tektonik hareketlerle ters durumlar meydana gelmemişse, aşınmaya karşı dayanıklı kayaçlar yüksek yer şekillerini, kolay aşınan ve parçalanan kayaçlar ise alçak yer şekillerini meydana getirirler. Granitlerden müteşekkil sahalarda granit topografyası adı verilen özel bir topografya tipi oluşur. Benzer şekillere siyenit, diorit, andezit, bazalt ve gnays gibi heterojen kayaçlar üzerinde de rastlanır.

Kayaçlar kökenlerine göre üç ana grup altında toplanırlar:
1. Magmatik kayaçlar
2. Tortul kayaçlar
3. Metamorfik kayaçlar

MAGMATİK KAYAÇLAR

Bu kayaçlar magmanın soğuyarak katılaşması sonucu meydana gelirler. Yer kabuğunun yaklaşık olarak % 65'ini oluştururlar. Kökenlerini magma teşkil ettiğinden bunlara magmatik kayaç veya kısaca magmatit ismi verilir.
TORTUL KAYALAR

Tortul kayaçlar yeryüzünde çok görülen kayaçlardır. Yer yüzeyinin yaklaşık olarak % 75'i tortul kayaçlardan müteşekkildir. Yerkabuğunun ise % 8 kadarını oluştururlar. Bunlar genellikle tabakalı olarak bulunurlar ve içerlerinde organizma kalıntıları (fosil) ihtiva ederler.

Tortul kayaçların büyük bir kısmı dış etmen ve süreçler tarafından yeryüzünün aşındırılması ve meydana gelen çeşitli büyüklükteki unsurların taşınarak çukur sahalarda (göl, deniz ve okyanus tabanları gibi) biriktirilmesi sonucu oluşmuşlardır. Bu olaya genel anlamda tortullaşma (sedimentasyon) denir. Biriken unsurlar önceleri boşluklu gevşek bir yapıya sahiptirler. Fakat zamanla sıkışıp sertleşirler. Diajenez adı verilen bu olayda basınç ve çimentolaşma esas rolü oynarlar. Gerçekten, bir birikme sahasında, sonradan biriken unsurlar öncekiler üzerinde ağırlıkları vasıtasıyla basınç yaparlar. Bu basınç sonucu unsurlar, aralarındaki boşlukların küçülmesi ve büyük ölçüde ortadan kalkmasıyla sıkışır ve sertleşirler. Çimentolaşmada ise, unsurlar arasındaki boşlukları dolduran suların içinde bulunan erimiş veya asılı haldeki maddeler kristalleşerek veya çökelerek unsurları birbirine bağlarlar.

Tortul depoların veya kayaçların oluştukları ortamlar yerden yere farklılıklar gösterirler. Bir tortul kayacın oluştuğu ortam şartlarının bütününe fasiyes denir. Tortul kayaçlar bu ortam şartlarını gerek fiziksel ve kimyasal özellikleri ile ve gerekse içerdikleri hayvan ve bitki fosilleriyle aksettirirler. Bu ise onların oluştukları devredeki ortam şartları hakkında bilgi edinmemizi sağlar.

3 ana fasiyes grubu vardır:
1 - Kara fasiyesi: Akarsu, göl, rüzgâr, v.s. depolarını içerir.

2- Kıyı ve lagün fasiyesi: Kara fasiyesi ile deniz fasiyesi arasında geçiş tipini oluşturur. Kıyılardaki akarsu ağızlarında biriken depolar bu fasiyese girerler.

3 - Deniz fasiyesi: Deniz veya okyanusların tabanında biriken depolardan meydana gelir. Üç kısma ayrılır; 0-200 metreler arasındaki depolar neritik fasiyesi, 200-1000 metreler arasındaki depolar batiyal fasiyesi ve 1000 metreden daha derindeki depolar da abisal fasiyesi teşkil eder.

Fasiyes Tipleri
Birikme veya tortullaşma, sürekli ve sakin bir ortamda meydana geliyorsa, üst üste biriken unsurlar birbirlerine paralel tabakalar meydana getirirler. Bu olaya konkordans, tabakalara ise konkordant tabakalar ismi verilir. Bu gibi sakin ortamlarda biriken unsurlar, düşey doğrultuda, ağırlık ve boyutlarına göre bir sıralanma gösterirler. İri ve ağır unsurlar altta yer alır ve yukarıya doğru daha küçük, hafif unsurlara geçilir. Bu olaya boylanma denir. Boylanma gösteren tabakalara ise boylanmış tabakalar adı verilir. Tortullaşma ortamı çalkantılı, girdaplı hareketlere sahipse veya çeşitli yönlerden gelen akımlara maruz kalıyorsa tabakalar birbirlerine parelel muntazam seriler meydana getirmezler. Bu durumda farklı eğime sahip kısımlar iç içe, yan yana bulunurlar, mercek ve kama seklinde seviyeler ihtiva ederler. Buna çapraz tabakalaşma denir. Bazı depolarda unsurlar taşıyıcı etmenin hareketi yönünde ağırlıklarına göre bir sıralanma gösterirler. Buna da derecelenme adı verilir.

Konkordant ve Diskordant Tabakalar
Tortullaşmanın sürekli olmadığı ortamlarda her bir tortullaşma devresine ait tabaka serileri arasında bir uyumsuzluk görülür. Buna diskordans, diskordansın görüldüğü yüzeye, diskordans yüzeyi ve buradaki tabakalara ise diskordant tabakalar denir. İki tip diskordans vardır;

1 - Basit diskordans:Basit diskordansta üstte yer alan tabaka serisi alttaki serinin aşınmış yüzeyi üzerinde bulunur. Her iki tabaka serisi arasında bir açı söz konusu değildir. Bu durumda alttaki tabaka serisi meydana geldikten sonra birikme ortamında herhangi bir nedenle aşınma faaliyetleri hüküm sürmüş, bunun sonucu tabaka serisi üst kısmından aşınmış, daha sonra başlayan birikme devresinde ise üstteki tabaka serisi meydana gelmiştir.

2- Açılı diskordans:Açılı diskordansta alttaki tabakalar oluştuktan sonra tektonik hareketlere maruz kalmışlardır. Bu hareketler onların yatay durumlarının bozulmasına neden olmuştur. Daha sonra tabakalar aşınım devresi geçirmiş ve son olarak da üstteki tabaka serisi meydana gelmiştir. Üstteki serinin en altında genellikle iri unsurlu konglomeralardan müteşekkil bir tabaka yer alır. Buna taban konglomerası denir. Diskordanslar veya diskordans yüzeyleri yereyin jeomorfolojik gelişiminde birikim ve aşınım evrelerinin teshiline imkan verirler.

Çeşitli jeolojik devirlerde meydana gelmiş transgresyon ve regresyonlar sırasında kıyı bölgelerinde transgresif ve regresif depolar oluşmuştur. Transgresyon; denizin yavaş bir şekilde kara üzerine ilerlemesi olayıdır. Bu sırada denizin kara üzerine çökelttiği depoya transgresif depo veya transgresif seri denir.

Transgresyon ve Transgresif Seri

Regresyon ise denizin karadan yavaş bir şekilde çekilmesi olayıdır. Bu olay sırasında regresif depo veya regresif seri meydana gelir.

Regresyon ve Regresif Seri

Bir transgresif seride altta iri unsurlu tortullar (konglomera, kumtaşı) yer alır ve yukarıya doğru giderek ince unsurlu tortullara (marn, kalker) geçilir. Bu durum denizin aynı düşey kesitte gittikçe derinleşmesi ile ilgilidir. Deniz sığken, iri unsurlar, dalga ve akıntılarla fazla uzaklara taşınamadıkları için, kıyı çizgisi yakınında biriktirilmişlerdir. Deniz karaya doğru ilerledikçe, eski kıyı çizgisininbulunduğu yer gittikçe derinleşmiş ve dolayısıyle bu kesime kıyıdan uzaklara taşınabilen ince unsurlu tortullar birikmiştir.

Regresif seride ise, aynı yerde denizin derinliği gittikçe azaldığı için, iri unsurlu tortullar üstte, ince unsurlular altta yer alırlar.

Tabakaların, sonradan meydana gelen tektonik hareketler sonucu yatay durumları bozulmuş olabilir. Bir sahada tektonik yapının ortaya konulabilmesi için tabakaların doğrultu ve eğimlerinden yararlanılır. Tabaka doğrultusu tabaka yüzeyinin yatay düzlemle yapağı ara kesite tekabül eder.Tabaka eğimi ise, tabaka yüzeyi ile yatay düzlem arasındaki açıya eşittir ve tabaka doğrultusuna dik yönde ölçülür.



       

Çevrimdışı Leyl-i Lal

  • VIP Üye
  • *******
  • İleti: 2829
  • Karizma 492
  • Cinsiyet: Bayan
  • !! Por Dios !! Pudor..!!
Ynt: Yer Kabuğunun Malzemesi
« Yanıtla #1 : 16 Eylül 2008 22:42:28 »

Tabaka Doğrultusu ve Eğimi

BAŞLICA TORTUL KAYAÇLAR

1- DETRİTİK (KIRINTILI) TORTUL KAYAÇLAR
1.1. Çimentosuz Tortul Kayaçlar
1.1.1. Bloklar ve Çakıllar
1.1.2. Kumlar
1.1.3. Siltler
1.1.4. Killer
1.1.5. Lös
1.2. Çimentolu Tortul Kayaçlar
1.2.1. Konglomera
1.2.2. Kumtaşı
1.2.3. Silttaşı
1.2.4. Kiltaşı
1.2.5. Çamurtaşı
1.2.6. Arjilit
1.2.7. Şeyl
1.2.8. Arkoz
1.2.9. Grovak
1.2.10. Detritik Kalker

2- ORGANİK TORTUL KAYAÇLAR
2.1. Silisli Organik Kayaçlar
2.1.1. Diatomit
2.1.2. Radyolarit
2.1.3. Spongolit
2.2. Karbonatlı Organik Kayaçlar
2.2.1. Tebeşir
2.2.2. Resif Kalkeri
2.2.3. Foraminiferli Kalker
2.2.4. Lümaşel
2.3. Bitümlü Organik Kayaçlar
2.3.1. Turba
2.3.2. Linyit
2.3.3. Taş Kömürü
2.3.4. Antrasit
2.3.5. Asfaltit

3- KİMYASAL TORTUL KAYAÇLAR
3.1. Karbonatlı Kimyasal Kayaçlar
3.1.1. Kalker
3.1.2. Dolomit
3.1.3. Marn
3.1.4. Traverten
3.1.5. Oolitik Kalker
3.2. Evaporitler
3.2.1. Jips
3.2.2. Anhidrit
3.2.3. Kaya Tuzu
3.3. Silisli Kimyasal Kayaçlar
3.3.1. Sileks
3.3.2. Gayzerit
3.3.3. Çört
3.3.4. Filint
3.3.5. Jasp

   

Kayaçlar su, gaz ve organik varlıkların dışında yerkabuğunu meydana getiren unsurlardır. Yol yarmaları, maden ocakları ve taş ocakları gibi yerlerle, toprak veya enkaz örtüsünden yoksun topografya yüzeylerinde mostralarına rastladığımız kayaçlar, yer şekillerinin oluşum ve gelişimlerinde rol oynayan önemli etmenlerden biridir. Onların fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki farklılıklar yer şekillerinin de farklı olmalarına sebep olur. Çünkü bu özellikler, kayaçların, aşındırma etmen ve süreçlerine karşı dayanıklı veya dayanıksız olmalarını tayin eder. Örneğin kalker ve jips gibi eriyebilen kayaçların bulunduğu sahalarda lapya, dolin, uvala gibi özel yer şekilleri oluşmaktadır. Genel olarak, tektonik hareketlerle ters durumlar meydana gelmemişse, aşınmaya karşı dayanıklı kayaçlar yüksek yer şekillerini, kolay aşınan ve parçalanan kayaçlar ise alçak yer şekillerini meydana getirirler. Granitlerden müteşekkil sahalarda granit topografyası adı verilen özel bir topografya tipi oluşur. Benzer şekillere siyenit, diorit, andezit, bazalt ve gnays gibi heterojen kayaçlar üzerinde de rastlanır.
Kayaçlar kökenlerine göre üç ana grup altında toplanırlar:
1. Magmatik kayaçlar
2. Tortul kayaçlar
3. Metamorfik kayaçlar
       

 


Site Haritası