Gönderen Konu: FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ Roman özeti  (Okunma sayısı 14245 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BlaCkLorD

  • MEHMET TURAK<<<
  • VIP Üye
  • *******
  • İleti: 3535
  • Karizma 552
  • Cinsiyet: Bay
  • Yüreğim Islaktır Benim Kuytularda Ağlamaktan Ve Ha
FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ Roman özeti
« : 26 Nisan 2008 00:08:28 »
ROMAN ADI : FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ
YAZARI: AHMET MİTHAT EFENDİ
    KİTABIN ÖZETİ:Mustafa Merakî Bey, Beyoğlu civarında oturan 45 yaşlarında bir beydi.27 yaşlarında Felatun Adlı bir oğlu,15 yaşlarında Mihriban idi.
Mustafa Merakî Bey’in hanımı ilk gebeliğini 15 yaşında yaşadığı içindiğer gebeliklerinde hep düşük yaptı. Doktorlar ilgilenmediği için, içebelere kaldı. Ebeler bez bağlayarak çocuğu düşürmediler ve çocukdüşürmediler. Mustafa Merakî Bey’in hanımı loğusalık hastalığından öldü.
Mustafa Merakî Bey, çocuklu olduğu için evlenmedi. Alafranga hayranıolduğu için kendine alafranga bir ev y yaptırdı. Evde bakıcılığı Rumbir kadın yapardı.
Mustafa Merakî Bey, Felatun’ u mektebe verdi. Memur oldu, kalemegiderdi. Cuma günleri eş dost ziyareti, Cumartesi cumanın yorgunluğunuatar, Pazartesi alafranga yerlere gider, pazarın yorgunluğunu Pazartesiatar, Salı günü kaleme gidecek olsa havayı iyi görür Beyoğlu’na gider,Çarşamba günü kaleme gitse bile 9’dan 3’e kadar hafta içi ne yaptığınıanlatırdı. Çarşamba akşamı iki şaklaban arkadaşla gelir, sabahlardı veperşembeyi uyuyarak geçirirdi. Böylece yine Cuma gelirdi. Bu haftalardiğer haftalar gibi olurdu.
Rakım Efendi, Tophane kavaslarından birisinin oğlu olup, bir yaşarında iken babası ölmüştü. Annesi ile kaldı.
Rakım büyüdü mektebe gitti. Felatun’ un tam tersine çalışırdı. Arapçave Farsça’ yı rahatça biliyordu. Hadis-i şerif ve Tefsiri çok iyiöğrendi. Matbaada çalışmaya başladı. Bir gün Rakım’ın arkadaşlarındabirisi gelerek Fransızca bir kitabı Türkçe’ ye çevirmek suretiyle 20altın vereceğini söyledi. Rakım bu teklifi kabul etti. Kitabı Türkçe’ye çevirince dadı kalfaya söyleyerek 20 bin lirasını alarak eve geldi.
Gazetelerde makale yazmaya başladı. Bu işi parasız gördüğü içinarkadaşları ellerine para sıkıştırırlardı. Rakım evini onardı. Bu kadarmasrafa rağmen parasız kalmazdı. Dadısı Rakım’ı birçok kez evlendirmeyekalkıştı. Ama Rakım beğenmedi. Rakım bir gün gezerken bir yaşlı adamınyanında güzel bir kız gördü. Onları takip ederek kapıyı çaldı. Yaşlıadama kızın satılık olup olmadığını sordu. Yaşlı adam kızın satılıkolduğunu söyledi. Adama kız için 100 altın istedi. Rakım yanında 80altın olduğunu söyledi. Ama 20 altını senet yaparak kızı eve getirdi.Kızı dadı kalfa görünce sevindi. Adını Canan koydu.
Canan eğitilip öğrenmeye başlatıldı. Rakım da İngiliz kızlarına ders vermeye başladı. Ders için Cuma gününü seçti.
Bu kızlar birbirine çok benziyordu. Rakım bir kâğıda bir kalemlealfabeyi yazdı. Bir hafta ezberlemelerini istedi. Bu arada Canan’ı daokumaya başlattı. Her zaman eve geldiğinde onu dadısı karşılardı. Amabu gün Canan karşıladı.
— Dadı, her zaman seni ben karşılarken bu gün neden Canan karşıladı.
— Bizim beyaz bir cariyemiz var, benim kara yüzümü görmektense
-Yok yok dadıcığım senin yüzün ana yüzü gibidir, bilirim.
Yine bir gün dersten sonra eve geldi. Evde olağan üstü bir şey gördü. Canan evde yoktu.
— Dadı; Canan nerede?
— Buradayım beyim.
— Evin her yerinde aradım ama bulamadım.
— Geliyorum deyip
-Ne oldu?
— Bir şey olduğu yok
-Cariyen piyano öğrenmek istiyormuş bir de adam tutmuştu. Sana söyledik izinin olmaz diye.
— Hala da izinim yoktur. Canan sessiz dışarı çıkarak diyerek dadısını uyardı.
Bir yarım saat sonra Canan geldi. Evde beyinin olduğunu görünce korktu. Rakım :
- Gel yavrum korkacak bir şey yok. Bundan sonra dadısız dışarıçıkmayacaksın. Piyano mu istediniz. Alırız. Öğrenmek istedin, öğretmentutarız. Canan bu sözleri duyunca çok sevindi.
Öğretmenin istediği piyano alındı ve derslere başlandı. Öğretmen Canan’ın azmini beğendi.
Kış gelmiş günler kısalmıştı. O yüzden ders saatlerini akşam saat 2 den 3 buçuğa belirlemişti.
O, akşam Tophane’den Taksim’e çıkarken bozacıların olduğu yere gelince Felatun Beyle karşılaştı.
— Bu ne hal üzerine boza mı döküldü? Desem bozahaneye yeni giriyorsun.
— Sorma birader aşçı dükkânında geçerken aşçının cama koyduğu mayonezlesüslü balık tabağı, ayağım takılarak üstüme döküldü, tüm mayonez.
— İyi ki cam bir yerime batmamış.
— Evet efendim.
Rakım Efendi sözü kesip oradan ayrıldı. Ev halkı Rakım’ı bekliyordu.Hemen oturuldu. Çorbalar içildi, sonra mayonezli balığın getirilmesiiçin aşçıya emretti. Aşçıdan mayonezin döküldüğünü duyunca aşçıyasinirlendi. İngiliz kızları Felatun Beyi sevmediklerinden gelmeyişindensevindiler.
— Felatun Bey de mi gelecekti. Gelirken onu görmüştüm dedi. Yemek yenipşarkılar eşliğinde şarkılar söylendi. Rakım Efendi eve döndü. O günPerşembe günü olduğundan 10 buçuk sularında öğretmen geldi.
— Sizde buralarda rast gelir miydiniz?
— Bir adam evine gelmez mi?
- Her adam gelir ama sizi aylardır göremedik.
— İşlerin çokluğundan.
— Haftada iki defa Beyoğlu’na geldiğiniz halde dostunuzun evine bir selam vermiyorsunuz.
— Daha evinizin adresini sormayı unuttum.
— Size ne ceza vereyim şimdi.
— Evet efendim ne ceza verirseniz razıyım.
— Vereceğim cezayı kararlaştırdım, zamanı gelince veririm.
Ertesi gün Rakım, öğretmenin evine gideceği için erkenden kalkıpBeyoğlu’na çıktı, öğretmen Rakım’ı evde bekliyordu. Selamlaştıktansonra dereden, tepeden konuşmaya başladılar.
Derken konu açıldı.
— Rakı içer misin Rakım?
— Bazen içerim, bazen içmem.
— Ben çok seviyorum.
— Az içilirse güzeldir.
— Ismarlayayım.
— Siz bilirsiniz efendim.
Rakı içildikten sonra, öğretmen gitar çalarak romans denen şarkıdansöyledikten sonra; öğretmenin vereceği ceza aklına gelir. Rakım’ıarzulu bir şekilde öper.
Rakım İngilizlere ders okutmak için acele acele geldi. Aşçı kapıyıvurup, Rakım’ ın boynuna atlayınca, sımsıkı sıktı. Aşçı durumuanlayınca Rakımdan özür diledi. Böylece mayonez meselesi açığa vurdu.Aşçıya ve Felatun’ a tüm olanlar anlattırıldı ve bunlar evdenkovuldular.
Rakım eve dönünce evden piyano sesleri geliyordu.
— Sen yatmadın mı?
— Sizi bekledim efendim.
— Sana öğretmeninden selamı var. Artık gücenmez.
- ...........................
— Canan evde canın sıkılıyor mu?
— Hayır efendim.
— Bak! Dadı kalfaya gezmek istersen söyle seni gezdirsin.
— Dadı kalfa bana gezme teklif etti de ben kabul etmedim.
— Aferin Canan. Diye kızın arkasını sıvazladı.
Kışa doğru Rakım yine ders için öğretmenin evine gitti.
— Rakım! Benim senin dostum olduğundan şüphen var mı?
— Yok
- Canan’a bir alıcı çıktı.
— Çıkabilir.
— Hem de nasıl müşteri.
— Canan bilir.
Oradan ayrılıp İngiliz kızların evine gittiğinde evde kimse yoktu.Sadece kızlar vardı. Bu kızların Osmanlı şiirinden aldıkları tadaşaşıyorlardı.
— İngiliz şiirleri hoşuma gitmez. Fransız şiirlerini severim.
— Siz de duymadığım sözler duyuyorum. Niçin?
— Biz odundan mı yaratıldık?
— Siz de haklısınız, mademki şiir istiyorsunuz, öyleyse dinleyin.
Çok güzel Hoca Hafız gazelini okuduktan sonra, anlamını bitirmek üzereyken anne ve babaları geldi.
Kızlar bu şiirden çok etkilendi.
Rakım eve gitti.
—Canan senin hiç haberin yok. Alıcı çıktı sana.
- Alı.....cı.......mı çıktı, Efendim?
— Evet, görünüşte çok yağlı.
— Beni satacak mısın efendim?
— Sen ne dersin?
— Siz bilirsiniz efendim.
— Hayır, ben seni yanlış tanımışım.
— Beni satacak mısın?
— Hayır satmayacağım.
Bahar gelmişti. Yine günlerden bir gündü, Rakım yine öğretmeni ziyarete gitti.
O günkü sohbet Kâğıthane’ den açıldı.
— Gerçi Kâğıthane dünyanın en güzel yeridir. Ama başka türlü gidilir.
— Nasıl gidilir?
— Gider misin?
— Yalnız mı gideceğim?
— Yok, benimle beraber.
— İstersen Canan’ı da alırız, isterseniz dadı kalfayı da alırız.
— Ne zaman gidelim? Hazırlık yapalım.
— Siz ne derseniz o zaman, ama Pazartesi günü Kâğıthane’ye gidildi.Rakım, Canan ve öğretmeni gezdiler ve Dadı kalfa orada kaldı.
Canan ve öğretmeni çocuklar gibi eğlendiler. İkindiye doğru yemek yendi. Çay içildi. İsteyen rakı içti.
Güneşin son ışıklarına doğru eve döndüler.
Rakım İngiliz kızlarına doğru gitti. Derslerine başladıktan sonrasohbete başladılar ve Cuma günü Rakım’a gidilmeye karar aldılar.
Cuma günü gelip çattı. İlk olarak ev gezdirildi. Canan konuklarıkarşıladı. Bahçeyi gezdirdi. Bahçedeki tavuk, horoz, kuşlar ve kuzuyugörünce kızlar.
— Bizden fazla olmalarına rağmen bizden daha iyi ve güzel bir bahçe olduğunu söylediler.
O gün bitti. Eve gidildi. İngiliz kızlar sohbete daldılar.
— Canan bize Rakım’ın kendisini kız kardeşi gibi sevdiğini söyledi.
— Hiç kız kardeşi gibi sevme olur mu?
Can Rakımı sevdiği için bunu duyunca deliye döndü. Can iki gün içindeyataklara düştü. Doktor çağırıldı. Doktor hastalığı tam çözemediği içinbir test yapmak zorunda kaldı. Babaya Can’ın sevdiği dört kişi getirindedi. İngilizleri babası üç tane en sevdiği arkadaşını ve Rakım’ıgetirdi. Hepsi teker teker içeri girdi. Hiçbir farklılık yoktu. Rakımiçeri girdiğinde, Rakım Can’ın hal ve hatırını sorar ve odadan çıkar.Doktor bu hastalığın aşk olduğunu söyledi.
Baba Rakım’dan Can ile evlenmesini ister. Rakım’da Can ‘ı sevdiği için,ben Can’ı kardeşim gibi sevdim. Bu yüzden evlenemem dedi.
Kız doktorun demesine göre ölümüne iki gün vardı. Ama babadan yazılanmektupta Can’ın iyileşmeye ve acısının artmaması için burayauğramamasını rica etti. Can, artık sağlıklıydı, kararını verdi.Almanya’daki halasını oğluyla evlenecekti.
Rakım Canan nikâhlandı ve nur topu gibi bir evlat oldu…
             KİTABIN ADI: CEZMİ
       KİTABIN YAZARI: NAMIK KEMAL
        KİTABIN ÖZETİ
Olay Sokullu Mehmet Paşa döneminde, İstanbul’ da başlar, Azerbaycan’da, İran’ da sürüp gider ve Tebriz Sarayında sona erer.
Cezmi çok iyi bir atlı spor ustasıdır. Bu ustalığı sayesinde Ahmet Paşaile tanışır. Ahmet Paşanın verdiği bir yemekte Cezmi’nin atlı spordaolduğu kadar şairlikte de usta olduğu anlaşılır. Şairliğinin ünüyleNevi ile tanışır.
1570 yılında İran seferi başlar. Cezmi bu sefere gönüllü olarakkatılır. Bu sefer sırasında çok ustaca ve zekice davranışlarda bulunurve ünü bir kat daha artar. Hatta sefer sırasında düşman olduğu haldecanı pahasına da olsa Pertev isminde bir İran askerini de nehirdeboğulmaktan kurtarır. Bu sayede Pertev’ lede çok iyi dost olurlar. Birbaşka İran seferinde Cezmi, Adil Giray’la tanışır. Cezmi bu savaşlardagösterdiği kahramanlık sayesinde Adil Giray’ın teveccühünü kazanır.
Kötü şans eseri Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray savaş sırasındaİranlılara esir düşer. Savaşta Adil Giray’ ı esir eden Hamza Mirza İranşahının oğlu ve komutan, Cengiz oğullarından öyle iki kahramanşehzadeyi esir alarak başkente götürüp şöhret kazanmak ister.
Adil Giray ve Gazi Giray, Şehriyar tarafından ayrı yerlerehapsedilirler. Adil Giray sarayda ağırlanırken Gazi Giray bir adada“Kahkaha Zindanı” denilen yerde hapsedilir. Bunun sebebi iseŞehriyar’ın Adil Giray’I ilk anda görüp âşık olması ve Gazi’nin budurumu anlayıp sorun çıkarmaması içindir.
Şehriyar, Adil ile görüşebilmek için türlü entrikalar çevirir. Onunlabuluşup konuşmasını ise Adil’den bilgi alıp, onunda yardımıyla KırımHanlığı’nı ele geçirecek planlar yapmak olarak yorumlar.
Adil’in esirliği zamanında İran devletini kör bir şah, onun karısıŞehriyar ve kardeşi Perihan idare ediyorlardı. Şehriyar’ın oğlu HamzaMirza ise sadece savaşlarla ilgileniyordu.
Şehriyarın Adil Giray’la yaptığı ikili müzakereler Perihan’Işüphelendirir. Perihan’da müzakerelere devletin bir idarecisi olarakkatılmak ister ve katılır.
Şehriyar bir şekilde aşkını Adil Giray’ a yalnız oldukları zamanaçıklar. Fakat Şehriyar çok kıskanç kişiliğe sahip olduğundanPerihan’dan gelebilecek tehlikeler için Adil Giray’a Perihan’ıolduğundan çok zıt bir şekilde tanıtır. Adil’ de inanıyormuş gibidavranarak Şehriyar’ a bir şey sezdirmeyip, onu kullanıp, kardeşini deserbest bıraktırıp anavatanına dönmek istemektedir.
Perihan, Adil Giray’ı ilk gördüğünde aşık olmuştur. Fakat Adil,Perihan’ nın o tatlı güzelliğini üstündeki peçe sayesinde görememiştir.Fakat ilk görüşmelerde Adil Perihan’ nın ne kadar zengin kalpliolduğunu, Şehriyar’ın anlattığından çok farklı olduğunu anlamıştır.Perihan’ın yüzünü de göstermesiyle ona ilk görüşte aşıl olmuştur.
Şehriyar’ın delice şehveti Perihan’ın masumca aşkı her ikisini debirbirine düşürmeye yeter. Şehriyar ve Perihan aynı kişiye aşıkolduklarını, anlayınca artık aralarında bir kıskançlık yarışı başlar.Ayrıca Adil’inde Perihan’ı sevdiğini anlayan Şehriyar her ikisini deöldürmek için planlar yapar.
Adil Giray esir düştükten sonra Cezmi bu haberi alır ve Adil’inyardımına koşar. Cezmi, bir şekilde Adil’in bulunduğu odaya girmeyibaşarır. Bundan sonra kaçış ve İran devleti hükümetini yıkıp yerinekendilerini getirmek için planlar yapmaya başlarlar. Cezmi bu planlarıuygulamak için bir İran askeri olan Abbas’ı kullanır.
Şehriyar’ın yaptığı planlar yanlış zamanda uygulandığı için suya düşer.Hatta planın istediği gibi gitmemesi kendisinin ölümüne sebep olur.
Şehriyar’ın askerleri Perihan ve Adil Giray’ ı da öldürürler , fakataşklarını yok edemezler. Her ikisi de aynı mezara Cezmi tarafındandefnedilir.
Cezmi kılık değiştirerek vatanına geri döner.
Biz ki Ustasıydık Aşk Yaşamanın & Yaşatmanın!
INsaNLar o Kocaman 3 Harfi Nankörlere,
Kalp Kıranlara, Keyf Düşkünlerine Alet Etmeden Evvel!
Hal "Bu"ysa Şimdi Çırağı Dahi Değilim Aşkın!!!!!
                            Yüreğim Islaktır Benim Kuytularda Ağlamaktan

Ve Hafif Uçuktur Rengi

Kurusun Diye Kaç Kez Güneşe Asılmaktan...

 


Site Haritası